Bildiğiniz üzere “Hadi ihracat yapalım, Rus kızları çok güzel Rusya’dan başlayalım” kafasıyla girişilen ihracat maceralarının sonu hüsran oluyor. İhracat yapmak istediğimiz ülkeler de “Durmadan bana geleceğine, arada bir kendine gel” diyerek bizi bir güzel tokatlıyorlar.
Bilinçsiz ve plansızca yapılan her iş gibi, stratejik bir planınız olmadan çıktığınız ihracat yolculuğu da size zarardan başka bir şey getirmez.
Peki ne yapmalıyız? Nereden başlamalıyız?
Mevlana demiş ki “Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım.” İşte bizim de ihracat yolculuğuna başlarken yapmamız gereken budur. Kendi şirket profilimizi oluşturmak, artı ve eksilerimizi değerlendirerek ihracata hazır hale gelmek…
Bu çok uzun bir süreç aslında. Firmamızın yurtiçindeki konumu, rakiplerinden üstünlükleri, eksikleri gerçekten de detaylı incelememiz gereken bir konu olacaktır. İhraç edeceğimiz ürünlerimiz hakkında detaylı bilgi içeren bir katalog, hedef ülkelerin resmi dillerine çevrilmiş web sitesi, hatta markamızın uluslararası literatürde kolayca tanınmasını sağlayacak yeni bir kurumsal kimlik bile gerekecektir.
Detayları ne kadar kusursuzlaştırırsak uluslararası alandaki başarımız da o kadar artacaktır.
Bu noktada İhracatla ilgilenecek prezentabl bir elemanımızın olması şart. Dış Ticaret Uzmanınızın teorikten çok pratik bir eğitiminin olması, en az iki yabancı dili akıcı bir şekilde konuşabilmesi ve yurt dışı tecrübesinin olması size önemli ölçüde avantaj sağlayacaktır.
Aslında işin özü empati yapabilmektir. Kendimizi karşı tarafın yerine koyarsak kafamızda oluşan bazı sorular olacaktır. Ürünle ilgili detaylı bilgi, paketleme, lojistik, teslimat süresi vb gibi aklımıza gelebilecek her soruyu ve cevabı hazır edebilirsek artık okumaya hazırız demektir.
Rakip analizleri, dışsal etkenler gibi sosyo-ekonomik olguları da incelersek bize sadece gelen siparişleri hazırlamak kalır.
Okumayı öğrendikten sonra da bütün dünya sizin için ayrı bir sayfa haline gelecek ve ihracatın keyfine varacaksınız.

İyi ihracatlar

Gökçe Tahmaz