Bir dokuma ürünü olan halılar hayatımızda büyük bir öneme sahiptir.  Dünya halı ihracatında Çin, Hindistan ve Belçika’yı geride bırakan Türkiye 2017’de 1,85 milyar dolar ihracatla lider konumdadır.

Birçok halı  çeşidi vardır. Eskiden el dokumaları ile yaygınlaşan halı kullanımı, makineleşme ile üretim miktarını maksimum sevilere çıkarmıştır.

Üretilen halıların el halısı ve makine halısı olmak üzere iki şekilde dünya ülkelerine ticareti gerçekleşmektedir.

El halısı; emek, alın teri , daha fazla çaba ve çalışmanın ürünü olarak geleneksel motifleri, tarihimizden izleri içinde barındırır.

Makine halıları ise ; sermaye ve çalışmanın sonucu elde edilmektedir.

Neden halı ihracatındaki başarımızı diğer sektörde göstermiyoruz?

Neden daha fazla çalışmıyoruz, üretmiyoruz? Kişisel kimlik , kurumsal kimlik oluşturmakla birlikte ülkemizin gelişimine katkıda bulunmuş oluruz.

Dr. Şaban Kızıldağ ülke olarak sorunumuzu ne güzel özetlemiş aslında ..  Diyor ki Sayın Kızıldağ , üretimin önünde “ Bana ne , bunu bilmem ve bahane olmak üzere 3 bela var . Üretmek, gelişmek, değişmek için mazeret üretmemek gerektiğine vurgu yaptı.

Daha fazla çalışmak, vizyon- misyon sahibi olmak gerekir.  Üretmek, büyümek ve değişim için ;

Devamlı – etkin çalışmak, değişen şartlara uyum sağlama, kurumsal kalite, kişisel kalite, vizyon- misyon sahibi olmak gerekmektedir.  Bu konuda herkes bana düşen görev nedir? diye sormalı kendine.  Okuyarak, okutarak, eğitim vererek mi, asgari gücümüzü artırmak için mi, ihracat yaparak ekonomik gücümüzü artırarak mı ülkemize hizmet etmek istersiniz?

Son olarak yazımı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, “muasır medeniyet” seviyesinin üstüne çıkaracağız”  sözüyle tamamlamak istiyorum .

YAZAR : BETÜL EYUBOĞLU