Truva Atı ve Yerli Mallarının İhracat ile ilgisi
Şimdi yaşadığımız Çanakkale ve Gelibolu kıyıları yılllar önce Truva dediğimiz savaş ve destanlara konu olmuş. Deniz ve surlarla korunan kaleleri almak için Truva Atının içindeki askerler kapının önüne konduğunda şehirdekiler kapıları açıp içinde ne olduğunu anlamadıkları ve bilmedikleri bu devasa atı içeri almışlar. Hikaye böyle… Devamı herkesin malumu…
Biz bu hikaye den ve stratejiden yola çıkarak dış ticarette bir model ortaya koymak istiyoruz. Etnik milliyetçilik özellikle yurtdışında çıkan insanlarda aidiyet duygusundan kaynaklı olarak gelişir. Bu gelişen durum yabancı bir memlekette insanın kendine ait hissetme ve güven duygusu gereği oluşur. Bu belli bir alanda yada çatı altında gettolaşmaya sebep olur. Dünyanın bir çok bölgesinde Türk mahalle ve sokakları oluşması bunun sonucudur.
Bu sosyolojik olgu bizim açımızdan entegrasyon ve yerelleşmeye tehdit oluşturmaktadır. Ticaret ve satış din dil ırk ve milliyet üstü kurgulanmalı ve uluslararası ticarete uygun şekillenmelidir. Türkiye nin 2016 sonrası hükümet planı ihracata dayalı büyüme ekolünün benimsenmesi ve bununla birlikte iç tüketimin artışı ise 2 önemli sorunu çözmeliyiz.
1 – Siyaset üstü, Türk İhracat Stratejisi; bu sorun komşularımız ve gelişen yeni pazarlarda sürekli karşımıza çıkacak bir durum olarak çözülmeli ve buna uygun bir yapı arz etmelidir. Yani Türk firmalar ile değil Yurtdışında kurulmuş o ülkenin firmaları ve o ülkeler de kurulmuş Türk sahipli firmalar yolu ile ihracatın şekillenmesi ve yerel markaların satın alınması ile pazarda konumlanma tercih edilmelidir. Bu yapılırken gelişen pazarlar – kaybedilen pazarlar ve var olunan pazarlar için ayrı çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıntılarına girebileceğimiz bu alanda Ekonomi Bakanlığının farklı teşvik planlamaları yürürlüktedir. Doğru strateji ile devlet destekleri ile ihracatta kemikleşmiş bir Truva İhracat Rakamı belirlenir. Her ülkede o ülkenin şirketi firmalar üzerinden pazara girilebilir. Bu çalışma gümrük ve kotalar yüzünden giremediğimiz ülkelere karşı gümrüksüz ve kotasız ülkelerin kullanımı ile mümkündür.
2 – Yerli malı kullanım ve özendirme stratejisinin doğru konumlanması, Asgari ücretin 1300 TL ye çıkması ve vaad edilen seçim sonrası hedeflerin %20 sinin bile yapılması 5 milyar ile 7 milyar arası iç tüketim için para aktarılması demektir. 1000 Tl alırken akıllı telefonda marka kullanan yada bastırılmış tüketim isteklerinin tezahürü açığa çıkacak ve bu bedel tüketime dolayısı ile ithalata yönelecektir. Benim önerim, hızlı bir şekilde Yerli malları ve Mukayeseli üstünlük kuramı ile anlatılmalı, fayda ve istekler arası dengenin kurulması bireysel bir gelişmişlik olarak lanze edilen bir model ile anlatılmalıdır. Böylece geliri artan Türk insanı bu geliri kendi iç dinamikleri içinde kullanmalıdır. Yerli malları haftası yapıp yada günü yapıp çocuklara çikita muz yediren bir etkinlik yerine akıllı telefonun kimin için ihtiyaç olduğuna karar veren ve sonunda Vestelin telefonununda onun işini görebileceği algısını oluşturan bir yaklaşımdan bahsediyorum. Nutella ile eti yada ülker arasındabir fark olmadığını ama Türk markasını tercih ederse bunun istihdam ve ülkeye faydası anlatılmalı dahası bu çocuklara salak muamelesi yapılmadan üst perdeden anlatılmalı. Bir baba olarak anlayış standardı yüksekliklerinden dolayı şaşkınım zaten…