İtalya, Hollanda, Belçika, Ardahan, Emirdağ, Konya, Türk Kahvesi ve Öğrenilmiş Çaresizlik. 7 gün 7 gece 3 ülke 6 şehir ve 40 görüşme ile yolculuk sonrası havaalanında tipik gurbetçi efekti ve ilk gittiğim günden 20 yıl sonra gene değişen bir şey yok. Avrupa’da yeterince Türk var bize gerek yok diye ihracat için gitmediğimiz bölgeye bu sefer Sağlık Turizmi projesi için gittik. Sağolsunlar değişen hiçbir şey yok…

Nedenlerden değil sonuçlardan bahsetmek istiyorum. Hala yüzde doksan yaşadıkları bölgeye entegre olmamış ve yanında ülkelerini götürmüş Türklerin boyunduruk altında yaşamlar var. Hala yaşadıkları ülkenin dilini bile öğrenmekten uzak bir haytalık.

Bir proje yapalım diyoruz, gene aynı umutsuzluk, gene aynı benim olmuyorsa kimsenin olmasın kıskançlığı, gene aynı sen kimsin ki ben varken yapacaksın algısı, sen Türkiye den geliyorsun buradan anlamasın his transferi ve burada işler başka türlü yürüyor fantezisi…

Ne oldu? Gene kendi bildiğimizi yaptık. Gene başarı için birlik olamadık. Gene bir sürü insana ıspat için çalışmak ve küçük düşünmeye zorlanmak kavgasındayız.

Bunlardan kurtulamamışız. Utrechtte Ardahanlılar seçime girip milletvekili olmaya çalışıyor. Emirdağlılar 200 bini bulan nüfusu ile bakan çıkaracak düzeydeler ama düşün cenaze arasında bayram ve şelikler dışında birlik yok…

Ama benim umudum havaalanın da uçağa girerken yeşerdi. 2si Belçika da okuyan kızımız diğer ikisi 4 gün için Avrupa da 3 ülke gezen Türk öğrenci kızlarımız. Bitmedi inişte tanıştığımız Şahin yirmi yaşında Brüksel doğumlu güvenlik görevlisi, Meryem henüz 19 yaşında 4 günlük izinde İstanbul koklamaya gelmişler. Sabiha Gökçenden Pendik’e inerken Kurtköy’ü bile içten bir sevgi ile izliyorlardı. Ülkelerini seven 3.nesil gençler bizim yapamadıklarımızı yapacaklar. Çünkü Belçika ve Hollanda ofislerimiz açılırken tüm bu güce güveniyoruz…

İhracatı geliştirmek ancak bu dayanışma ve networkingin gelişmesi ile olacak. Ama Türk malı bulmak, Türk Markası bulmak her sokak arasında karşımıza çıksın diyorsak restaurant dışında zincir marka yada sistemimiz yok. Olsun istemek yetmez onun için çalışmak lazım.

Nasıl mı? Başlayalım sonu gelir yöntem bulunur…