Kürsel Isınma

Küresel ısınma, Paris Antlaşması, Ceviz, Marihuana, İhracat ve Dünya Üretim oyunu…

İklim değişikliğiyle mücadele Nobel’e de yansıdı. Barış Ödülü’nü, küresel ısınmaya karşı mücadelesiyle öne çıkan eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore ve BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) kazandı. Kimdir bu adam.

Al Gore 1948 yılında siyasetçi bir ailenin içine doğdu. Aynı isimli babası, Albert Gore, Sr. uzun bir süre ABD Senatosu’nda Tennessee eyaletini temsil etmiştir. 1976 yılında Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1984 yılına kadar görev yaptıktan sonra senatör oldu. 1988 yılında Demokratik Parti ‘nin başkan adayı olmak istedi fakat başarısızlığa uğradı. Tekrar 1992 yılında başkanlık seçimlerine Bill Clinton’un yanında başkan yardımcısı adayı olarak katıldı ve bu sefer seçimi kazanarak başkan yardımcısı oldu.

1993 ve 2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin başkan yardımcılığı yaptı. 2000 yılında Bill Clinton’un 8 yıllık başkanlık döneminin dolmasından sonra Demokratik Parti tarafından başkan adayı olarak gösterildi. Seçimlerde Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush’tan daha fazla sayıda oy olmasına rağmen ABD’nin yerel çoğunluk aslına dayalı seçim sisteminin sonucu olarak çok küçük bir farkla seçimi kaybetti. Seçim sonuçlarının geçerlilik tartışması uzun bir süre Amerikan ve dünya kamuoyunu meşgul etti fakat sonunda Al Gore’un yenilgiyi kabul etmesiyle seçim sonuçları kesinleşti. Ama durmadı. Bir söyleme benim duyduğum ilk günden beri anlamadığım küresel ısınma söyleminin savunucusu oldu. Bu çalışma ile hem Nobel hem oscar aldı. Sonra nemi oldu.

Dünya küresel ısınmaya karşı bir sürü çalışma yaptı. Kendi içinde yaklaşık 500 milyon fanatik ve 1 milyon kadar araştırma yapıldı. 100 yıl önce lisansı alınan güneş tribünleri,  80 yıldır kullanılan güneş enerjisi teknolojisi büyüdü, gıdadan yaşama konuttan  otomotive bir sürü teknolojik ürün ortaya çıktı hatta TESLA yüz yılını otomotiv de gelişmeye harcayan markaları geçerek 5. Sıraya en çok yatırım çeken 2 teknolojiye sahip oldu.

Sonra Nemi oldu. Bir başka ABD başkanı bize zararlı diyerek selefi ve kendinden önceki liderlerin sahiplendiği projeyi ve anlaşmayı fesh etti.

Doğa da her şey doğaldır. Dinazorların bir göktaşı ile nasıl yok olduğunu anlamayan kafa, 75 yıl önce her 10 yılda 1 donan boğazın neden donup insanların buzlar üzerinden karşıya geçtiğini anlamayan kafalar ve popüler bilim söylemleri üzerinden ekonomi yaratan sistem işini yaptı. Fosil yakıtlara karşı önlem almak ve petrol ve gaza karşı güç yaratma isteyen sistem pes etti.

Olan bizim gibi ekonomilerin edilgenliğine oldu…

Biz 1925 lerde yılında ceviz seferberliği yapmış millet vekillerine sahiptik. Biz eğitim sistemi ve üretim modeli nedeni ile incelemelere alınan bir toplumduk. Sümerbank, İskenderun demir çelik, uçak fabrikası ve demir yolları…

Bu gün ceviz ithal ediyoruz. Bu ithalata karşılık anavatanı Anadolu ve Mezopotamya  olan ceviz toprakları ekilmiyor dikilmiyor. Ülke olarak dünyanın tek ortak kuruyemişi, en iyi omega yağ sağlayıcısı ithaları için 250 milyon dolar harcıyoruz. Dünyada cevizin oluşturduğu ekonomi 4 milyar dolar. İhtiyaç duyulan cevizin senelik tüketim rakamı 12 milyar dolar. Bunun için en doğru coğrafya Anadolu, İstanbul da Beşiktaş ta ofisimizin bahçesinde, kartalda cevizli semtinde evimizin arkasında, başlıyor Diyarbakıra, Erzincana, Trabzona kadar her yerde görüyorsunuz. Ama yok yer gök ceviz değil. Bu ülkede iç ceviz internette 50 tl Zorlu center de bir markette 130 tl ye satılıyor.

Kimya devleri para kazansın diye tütün ekmiyoruz, patlıcan yetiştirmiyoruz, şeker kamışı ve mriuhana ticareti yapamıyoruz. Sonra bir sabah uyanıyoruz açıkça söylemiyorlar ama şunu diyorlar biz size küresel ısınma diye bir yalan uydurduk. Bu yalan ile 5 trilyon dolarlık bir ekonomi ve 2 neslin aklını bulandırdık. Şimdi vaz geçtik çünkü son kullanma tarihi geçti bunun tekrar 2 neslinizin daha canına okumak için fosil yakıt ve paris anlaşmasından vazgeçiyoruz.  Siz sanıyor musunuz ki Trump bunu bir gecede düşündü ve hayal etti. Obama yerine o seçilirken nedense 30 yıllık dilimin tamamlandığı ve yeni jenerasyon üretim modellerine geçilmes, gerektiği için bir günah keçisine ihtiyaç vardı ve bu trump ile şekillendi.

Tüm bunlar küresel dünyada ürün satmanın bir paradigmasını ortaya çıkarıyor. Bir adama Nobel ver Oscar ver. Bunlar doğruymuş gibi algıla dünay biliminde ve kronolojisinde ısınma ve soğumayı inceleme ve doğanın dönüşümünün önüne geçmeye çalış. Bunu yaparken de üretim modası yada üretim evrimini ve ihtiyaçlarını belirle.

Türkiye olarak edilgenlikten kurtulmak adına ne yapılabilir. Bunun neresinde durmalıyız diye düşünme. HidroES, RüzgarES, GüneşES, DalgaES, KömürES, linyitES, NükleerES  karşı çık. Toplamda da 60 milyar doları enerjiye harca… Buda yetmezmiş gibi enerji gerektiren üretim modelinde kal…

Enerji tüketmeden üretim yapamazsın. Üretim yapamazsan gelişemezsin…

Geçmiş olsun dünya… Kandırıldın. Küresel ısınmada yok muş. Hem de 40 derece İstanbul sıcağında buz gibi su içip gelmeden yazıyı tamamlayamazken. Unutma doğada her şey doğaldır.