McKinsey, İhracat, Kredi Değerlendirme - İGEME

McKinsey, İhracat, Kredi Değerlendirme

Okuma Süresi: 3 Dakika

McKinsey, İhracat, Kredi Değerlendirme, SandP, Turquality, Kurumsallık ve Sürdürülebilirlik ile var olmanın dayanılmaz hafifliği;

Bir kavga daha koptu. Bek kız kardeş danışmanlık şirketinden biri kamu denetimi için yetkilendirince… Ama gel de gülme. Oysa 12 yıldır Türkiye nin en önemli destek programında zaten bu kafa hakimdi ve TURQUALITY destek programının giriş destek programı danışmanlık desteğini içinde Mc Kinsey inde olduğu AMERİKALI danışmanlık şirketleri tarafından yapılıyordu. Bu sisteme Türk bir markanın girmesi mümkün değildir. Haksız mıdır? Hayır… Çünkü bizde standartlaştırma kültürü ve bilgiye değer vermek çokta lütuf gören bir iş değildir. Yıllardır neden biz bu işin tarafı olamıyoruz derken sadece bu bilgi birikimi için gerekli birlikte çalışma zorunluluğu ile başlasaydık bu yolda ilerleme kaydedebilirdik.

Bugün yaptıkları değerlendirmeye bir ABD li şirketin değerlemesi olarak bakmak ve komplo teorileri ekseninde bir yorum getirmek mümkündür. Ancak ben bu tip yaklaşımı doğru bulan tarafta değilim. Türkiye ile nerdeyse yaşıt (1926) çalışan bu sistemlerin gelenekleri ve kültürleri ile oluşturdukları tecrübe formülasizyonu ile size yaptıkları değerleme dünya üzerinde yayılmacı yaklaşım ve Pazar bilgileri ile onları bir referans noktası yaptı ise bizde bu konuda bişey yapmadıysak sonuca katlanacağız. 1926 yılından beri var olan ve Türkiye Cumhuriyetinin Özal ile birlikte tanıştığı, Özelleştirme ve tüm uluslar arası işlerde bildiğimiz bu şirket, kurumsal olarak 2000 yılından beri fiilin devlet projelerinde var. Bu sadece McKinsey’den ibarette değil…

KPMG, PWC, Deloitte, vs… Bu şirketler bugün hali hazırda Ticaret bakanlığının Pazar araştırma destekleri kapsamında verdiği danışmanlık desteğinden koşulsuz faydalanırken, yetkin ve yeterli kabul edilirken neden bu kadar şaşırıyoruz. Yatırımcı, dünya ile aynı dili konuşmanız aynı sisteme ait olmanızı, aynı sistematik ve standartları karşılamanızı görmek istiyor. Yoksa sizinle sizin için doğru olanı kabul ederek çalışmaz.

Hamle doğru. Tepki yanlış. Önlem Yetersiz. Geleceği değiştirecek strateji yok…

Dünyadan yatırım çekmemiz gerek bir dönemde kamu maliyesi ve sistematiğinin marka bir danışman ve denetimden geçmesi size kredibilite kazandıracak.

Sizin kendi marka danışmanlarınız yok ise dünyanın itibar ettiği bir demokrasi adalet sisteminiz çalışmıyorsa, iş sistem ve disiplininiz uluslar arası alanda itibar görmüyorsa neden bu karmaşa ve her şeye muhalefet…

Yerli ve milli diye haykırırken her şeyde yerli muadil üretme sürecinde projeler üretirken, danışmanlık, denetim ve kurumsallaşma alanında da bu çalışmaları bekliyoruz. Mesela devletin kabul ettiği ve parasını ödediği danışmanlık ihale, satın almalarında yerli bir partneri zorunlu koşmak, bu hizmetlerde yerli alımı önceliklemek gerekmez mi? Hatta sadece Türkiye de şirket kurmayı yerlilik ve millilik kabul etmeyerek kriterleri geliştirmezsek 16 yıl sonra gene bunları tartışıyor olacaksak yetersiz önlem olmaz mı?

Strateji sonuçtur. Sonuç sizin için efektifse ve başarı ise bu başarı hikayesi olur. Yoksa konkordato… Başarı hikayesi konkordato yaratmak ise Türkiye de olur… Ben ne dediğimi biliyorum ama kırmadan nasıl anlatacağım bilmiyorum. Ayakkabı ve tekstilden kazandığını inşaata yatıran kurumsallıktan uzak denetimsiz yapılarımız krizi bahane ederek daralan ve eski teknoloji işletmelerinde konkordota ilan ediyor. Sektörden kazandığını başka sektöre taşırken konkordato ilan eden holdingler çalışan ve ekonomiye zarar verirken. Diğer sektör ve varlıklarından bir şey kaybetmiyor.

Kurumsallık ve sürdürülebilirliğin disiplini; bilgi ve gelenektir. Kurumsal bilgi ile hafıza size başarı ve dalgalı denizlerde fırtınalarda yol almayı sağlar. Bu yüzden günlük yaşayan insanların ülkesinde McKinsey e ihtiyaç vardır…

Başarı kimsenin ilk seferde yakalayacağı bir sonuç değildir. Yoksa tecrübe ve yılların insana hayata kattığı ne olabilirdi ki. Beklentimiz 2018 e dair değil 2038 ya da 2048 e dair. Birileri bugünü 2008 de 2001 de 1998 de 1194 te farklı şiddetlerde yaşadığımızı unuttu mu. Sorun bugün meselesi değil sorun gelecek meselesi. Bunu çözmek için de bir çalışma yapmanın zamanı gelip geçmedi mi?

Biz alışkın değimliyiz? Şimdi şuan yeniden başlayamaz mıyız?

 




Herkesten Önce Haberim Olsun !


Acil Bigilendirme Beni Arayın
Mail Bigilendirmesi Yapın
İletişim Bilgilerinize Ekleyin



Tags