Ortaçağda Sağlık Turizmi - İGEME

Ortaçağda Sağlık Turizmi

İlk çağdan itibaren var olan sağlık turizmi, zamanın ilerlemesiyle kendini geliştirmeye devam etmektedir. Eski Yunan ve Roma İmparatorluğu döneminde görülen zevk, eğlence, dinlenme turizminin yerini aha değişik amaçlarla yapılan seyahatler almaya başlamıştır Yapılan araştırmaları incelediğimde, deniz turizminin sağlık turizmi vasıtasıyla tanınıp, maddi durum ve ulaşımın iyileşmesi sonucunda tercih edilen bir turizm şekli olduğu görülmektedir.

1271-1295 yılları arasında Marco Polo’nun yaptığı seyahatleri bir kitap haline getirmesiyle deniz yoluyla yapılan yolculukların sayısında belirgin bir artış gözlenmiştir. Bunun nedenleri içinde kişilerin yurtdışı seyahatlerine merak salması, duydukları şifa kaynaklarına varmak istemesi, yeni tedavi yolu arayışları ve yeni yerler keşfetme isteği sayılabilmektedir. Bu dönemde yaşayan insanların genelde seyahat motifi olarak din, sağlık ve yeni yerler keşfetme olarak açıklanabilmektedir. (1)

Roma uygarlığının çöküşünden sonra Asya sağlık turizmi için birinci durak olmaya devam etti. Merkezi ulaşım yollarına yakın olması Asya’nın büyük avantajı olmuştur. Dini açıdan büyük önem arz eden tapınakların yerini, klinik tedaviler uygulayan hastaneler almaya başlamıştır.
Orta çağlarda klinik tedavinin yanında, termal turizm de büyük ilgi görmüştür. Suyun gücü bütün dinlerde kabul edilen bir olgu olması, kişilerin termal su kaynaklarına yönelmesini sağlamıştır.

Japonya’da “onsen “adı verilen mineral kaynakları, tedavi edici özellikleri sebebiyle bütün ülkede yaygınlaşmıştır.(2) Savaşçı kavimlerin bunu fark etmesiyle birlikte savaşlardan sonra tedavi, acılarını dindirme ve dinlenme amaçlı bu kaynaklara gitmeye başlamışlardır.
İslam dininin ortaya çıkışıyla tarihin parlak dönemlerinden biri başlamıştır. Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde özellikle İslam dininin ortak zemin oluşturması nedeniyle temizliğe önem verilmiştir. Seyahat edin sıhhat bulun” hadisi özellikle sağlık turizmine vurgu yapan anlayışı ortaya koymaktadır (4). Hastalar şifayı ilk olarak doğada daha sonra kliniklerde aramaya başlamışlardır. Birçok ülkede Müslüman ve yabancı medeniyetlere hizmet veren sağlık merkezleri kurulmaya başlanmıştır.

Kaplıca tedavisi ilerleyen zamanlarda rağbet görmeye başlamıştır ve zenginler için uğrak tedavi merkezi olmuştur. Bu alanda tercih edilen bölge Nil Nehri’nin suları olmuştur. (3)

Tedavi amaçlı yapılan seyahatlerde, hastaların görmüş olduğu farklı ülkeler, farklı kültürler, farklı doğa yapısı ilerleyen zamanlarda kişilerin ikinci kez tercih etme sebebi olmuştur. Buda turizm olgusunun iyice ilerlemesine etken olmuştur.
1248 yılında Kahire’de zamanının en gelişmiş ve en büyük hastanesi olan Mansuri Hastanesi kurulmuştur. Hastane 8000 kişiye hizmet verebilecek kapasitesiyle din ve ırk fark etmeksizin bütün dünyaya hizmet vermiştir.(2)

Nilay Aldemir
Kaynakça:
(1) https://istanbulataairport.wordpress.com/2012/03/03/turizm-ve-turizm-cesitlendirmesi/
(2)http://www.ozelhastaneler.org.tr/images/Documents/sanal%20k%C3%BCt%C3%BCphane/D%C3%9CNYA%E2%80%99%20DA%20VE%20T%C3%9CRK%C4%B0YE%E2%80%99%20DE%20SA%C4%9ELIK%20TUR%C4%B0ZM%C4%B0-2010.pdf
(3) http://saglikuzmani.org/saglik-turizminin-tarihsel-gelisimi-n2180.html
(4) http://www.saturk.gov.tr/images/pdf/tyst/01.pdf




Herkesten Önce Haberim Olsun !


Acil Bigilendirme Beni Arayın
Mail Bigilendirmesi Yapın
İletişim Bilgilerinize Ekleyin



Tags