Sağlık turizminde akreditasyon sistemine geçileceğini de söyleyen Demircan, uluslararası normlara uygun akreditasyon alamayan kuruluşların sağlık turizmi yapamayacaklarını söyledi.

Peki biz bunu 2014 yılında söylediğimizde neden kimse kale almadı. Bilemiyorum…

Sağlık Turizm sürecinde kavimler göçü yaşnıyor… Aklına gelen yorum yapıyor. Aklına gelen sayı ve istatistik yayınlıyor. Hastanelerin içinde dernekler kuruluyor. Türkiye ihracatçı birliği bile kurulurken bu alana tecavüz etmekten kaçınmıyor. Üyelik aidatı 2300 TL. Bu kafa ile nasıl ihracat yapılır. Nasıl bir hedef konur. Bir rant bir ağalık daha inşaa ediliyor. Bu birliğin potansiyel 30 bin üyesi olacak desem senede 2.300 aidat alınacak desem sanırım yeni bir Tursab yeni bir ağalık daha yaratmak için uğraştıklarını düşünmemde bir saçmalık yok.

Bir bu değil ki biri çıkıyor 180 bin saç ektik diyor. Bunu yazan gazeteci kaç doktorla yaptın diye sormuyor. Işığın hızını hesaplayın demedik. Basit bir matematik ile ülkedeki doktor sayısının bunu yapamayacağı yapsa bile doktor başına günde 4 ameliyatın imkansız olduğunu söylemiyor. Ülkedeki cerrah sayısının ameliyathane sayısının bu hastalara 85 milyon nufustan sonra hangi arada hizmet verdiğini anlayana aşk olsun…

Bir başkası çıkıyor 7 milyar dolar gelir sağladık diyor. Toplam ihracat 160 milyar dolar değişim oranı 3 milyar dolar, büyüme yüzde 10 olsa bu sayı olmuyor. Geçen senden buyana yatırım ve çalışan büyüme rakamı değişimi %7 sonuç. Nasreddin Hoca hikayesi gibi kedi 2 kg değil. Et nerde kedi yedi. Kedi 2.kg değil…

Tüm bunları anlıyorum ama bu kadar gazla yaşarsak gaz kçınça yada kokusu çıkınca gene biz temizleyeceğiz. Sektöre olan ilgi, teşvikler, propaganda bir çok uyanığı, fırsatçıyı dolandırıcıyı iş başına çağırıyor. Ürdünlü  bir gazeteciyi Türkiye de sağlık turizmine sokacağız diye 100 bin dolandırıyorlar. Gelip yurtdışından saç ektirmek isteyen italyanı havalanından alıp soyup soğana çeviriyorlar. Birde üstüne dövüp sokağa atıyorlar. Hastane adı altında vize borsası kuruldu. Sağlık Turizmi adı altında dolandırıcılık başladı. Allah sonumuzu hayretsin…

Sağlık Turizmi bir çok fırsat barındırıyor. Aynı şekilde tehlikede barındırıyor. Ancak bu konuyu bilmeyen merak etmeyen araştırmayan bir gruh birde buna karşı herkesi salak yerine koyan bir bilmiş kitle sahada yapmadığını bırakmıyor.

Bu durum fırsatları yakalamak ve sektörü zaptu rap altına almak adına çıkarılan yasalardaki ilginçliklerle daha garipleşiyor. Türkiyede hastane ve doktor pazarlamak ile otel ve uçak bileti satmak aynı kefeye kondu. Neden Turizmciler bu işten anlıyor diye… Baksen diyecektim ki arkadaşlar zaten yasayı çıkarttılar. Ama demedi ki bu adamlar bileti oteli bookinge kaptırdı. Transferi übere kaptırdı. Bu turizmciler değilmiydi acentayız biz kimse girmesin diye bir sürü para ile belge sistemi çıkarıp sonra bu para ile kendilerini ağalıklara teslim etti. Bu kafa değilmi bugün ihracatçı birliğinin aidatını 2300 yapıyor. Buna karşı bir web portal dünyada sağlık turizm için yönlendirme işine girerken biz kendimizi anlatacak bir yer bulamıyoruz.

Türkiye de Sağlık Turizm Fuarının hamisi Cumhurbaşkanımız, Dışişleribakanımız olmasa fuar yapılamayacak. Katılım turizm, devlet, dernek, kalkınma ajansı, otel, karavan. Sağlık için gelen 20 firma 1 aydır her yerde haber ve fuar bilgisi  “Sağlık Turizmi”. Ben başka fuardaydım sanki…

Uzun yılların gazetecisi, ekonomisti zahmet edip gelmemiş köşesinden aforizmalarla atıflarda bulunuyor. İmkan olsa çip takacaksın nerde olduğunu göstersin diye…

Kongeremiz yapılacak mı belli değil. Şimdiden haftaya gidip bakacağım yerinde ne yapacaklar. Kaç katılımcı gelecek. Kaç kişi katılacak. Kaç stand açılacak. Haberleri şimdiden görür gibiyim. 1000 kişi geldi yurtdışından. 10 bin kişi geldi heyet olarak. Kuşadasında otel kalmadı. Uçaklar tıklım tıklım vs…

Bunada yanmıyorum da. Bakanlık biz kime gidelim dediğimizde gelmeyin derken, nasıl destek alırız derken ağzımızla kuş tutunca kuşu ısırmışsın veremeyiz derken alenen alım heyeti satım heyeti yurtdışı fuar ayağına bizi soyanlara birşey demiyor… Hatta yanlarından ayrılmadan fuar fuar, ülke ülke dolaşıyor. Herşeyi onaylanıyor. Devlet bütçesi ile komisyonlar konseyler gruplar ağırlanıyor, dernekler dünya dolaşıyor…

Birileri kongre fuara katılsın diye bakanlıklar mektupla katılın takviyesinde bulunurken biz saflıklıkla, hayalcilikle, avamlıkla, basitlikle suçlanıyoruz. Kendilerine gelince bin dereden olur getirip bizim için bilmeden uydurmuşlar derken kanunun neresinde yamayan yorumu önümüze koyabilirler.

FETÖ için hala açılamayan defterler devlet destekleri bölümüdür. Yurtdışında İhracatı Tuskona emanet eden okullarda kurulan fuar ve ihalelerle, kosgebdeki 5 binlilarlık teşvikleri bile kendi adamlarına aldıranların birer ikişer ayıklandığı dönem sonunda haklılığımız ortaya çıkacaktır. Bu defter açıldığında Afrikada bir zamanlar yapılan fuarlarda oynana m2 oyunları, milli katılım dalavereleri, yatırım teşvik belgeleri, Dahilde işlem ile yapılan kaçakçılıklar sonunda ayıklanır ve temizlenirken yeni hırsızlar yaratmanın anlamı yok.

Bu ülke hepimizin nolur biraz mantık biraz nizam biraz intizam biraz nezaket. tadımlık bu eleştirilerimin kökeninde açıkça saflığımızın ötesinde gördüklerimiz var. Bunu nezaketen bu kadar safça anlatıyoruz. Kapısını kapadığınız kurumlarda içerde olan içerde kalmıyor…

İhracattan, Sağlık Turizminden, Bu ülkenin dışarı bakan yüzünden nolur uzak durun.

Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmakta iler tutar yanı yok. Başımız belada…

Yazar : Murat Işık