Sağlık Turizmine İki Büyük Darbe
1) Yurt dışından İzmir’e ve İzmir’den yurt dışına direk uçak seferi yok

2) Yurt dışından gelen hastalara vize uygulaması sağlık turizmini vurdu

Ege Sağlık ve Turizm Derneği Başkan Vekili Veysi Kubba, nitelikli hekim ve sağlık personeli kadrosu oluşturmadan İzmir’de Sağlık Serbest Bölgesi kurmanın şu an kaynak israfı olacağını belirtti.

DUBAİ HAYALET ŞEHİR GİBİ

Dubai’de kurulan devasa Sağlık Serbest Bölgesi’nin şimdi hayalet şehir gibi durduğunu ve oraya yatırımcı arandığını belirten Kubba, “ THY’nin İzmir’e yurtdışından daha direk uçuşları bile yok. Önce onlar başlatılsın” diye konuştu.

SAĞLIK TURİZMİNE VİZE ENGELİ

Sağlık Turizmi’nde dünyada 150 milyar dolarlık bir pasta olduğunu, Türkiye’nin bundan 1,5 milyar dolar pay aldığını belirten Kubba, “Libyalı hastalar İzmir’e gelip tedavi oluyordu. Vize konmasıyla bu akış bıçak gibi kesildi” dedi.
Ege Sağlık ve Turizm Derneği Başkan Vekili Veysi Kubba, Hava yolu şirketlerine çağrı yaptı

YURTDIŞINDAN DİREK SEFERLER İZMİR’İ UÇURUR

Sağlık kuruluşlarında tedavi ücretlerinin çok uygun olduğunu belirten Ege Sağlık ve Turizm Derneği Başkan Vekili Veysi Kubba, “THY Yurtdışı seferleri direk olarak Adnan Menderes Havalimanı’na da yaparsa İzmir’e sağlık turizminden döviz akar” dedi.
Tarihin ilk büyük hastanesi Asklepion İzmir Bergama’da kurulmuş. İzmir ölümün girmediği, vasiyetlerin açılmadığı şehir olarak anılmış tarihi boyunca. Sağlık Turizmi dünyada yükselen bir trent izliyor ve biz, İzmir bundan neden büyük bir dilim alamıyor sorusuna cevap arıyoruz. TRT Kent Radyo İzmir Serbest Kürsü Programı’nda Ege Sağlık ve Turizm Derneği Başkan Vekili Veysi Kubba’yı konuk ettik ve Sağlık turizmini masaya yatırdık.
“Dünya’da Sağlık turizmi çok önemli noktaya doğru hızla ilerliyor. Ülkemiz de bu pastadan pay almak için çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Biz de İzmir’de neler yapabiliriz düşüncesiyle çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Dünyada turizm açısından ilk onlarda olmamıza rağmen, sağlık turizminde gerilerdeyiz” diyen Kubba’ya ilk soruyu sorduk.
TRT Kent Radyo İzmir’de Serbest Kürsü Programı’na katılan Ege Sağlık ve Turizm Derneği Başkan Vekili Veysi Kubba, İbrahim Irmak, Pınar Tosunoğlu Ağırbaş, Mine Tolga ve Çiğdem Adalı Kayseri’nin sorularına cevap verdi. Kubba, “Sen şucusun, ben bucuyum demeden ortak bir akılla İzmir hak ettiği yere taşınmalıdır” dedi.
Sayın Veysi Kubba, Sağlık Turizminde İzmir neden gerilerde. Onlara hitap edecek, hastane, hekim kadrosu, fiyat avantajları yok mu? İzmir, sağlık turizminde önemli bir kriter olan kolay ulaşılabilir şehir değil mi?

DİREK UÇUŞ SIKINTISI

 
VEYSİ KUBBA: İzmir’in fiziki düzenlemeleri, doğa koşulları, hekim kadrosu iyi durumda. Ama kolay ulaşılamaması sorunu var ve bu sorun Sağlık turizminin önünde en büyük engel olarak duruyor. İzmir’e ulaşmak isteyen hasta ve yakını maalesef direk olarak gelemiyor. Kuzey Afrika’daki sağlık tesislerinin azlığı ve yetersizliği nedeniyle bizleri tercih eden bir hasta, ilk önce kendi ülkesinden İstanbul’a, oradan da İzmir’e gelmek durumunda.
-İstanbul o nedenle mi sağlık turizminde öne geçti?
KUBBA: İstanbul’un sağlık turizminde öne geçmesinin tek nedeni direk uçuşların oraya yapılıyor olması. İzmir’in en büyük dezavantajı bu. Biz sağlık işletmecileri olarak bu sorunu aşmak için fiyat avantajı ve İstanbul’da sunulmayan bazı avantajları sunuyoruz. Yabancı hastaları İzmir’e çekmek için çok uğraşıyoruz.
Sizin Sağlıkta da her şey dahil sistemi uyguladığınızı biliyoruz. Bunlar neler.
 

HASTAYA BÜYÜK ZORLUK

KUBBA: İstanbul’un Türkiye’nin üstünde bir marka değeri var. Maalesef ki Ortadoğu’da, kuzey Afrika, Kuzey Asya ve Balkanlardaki hastalar, Sağlık sorunları nedeniyle bir tercih yapmak zorunda kalınca ilk akıllarına İstanbul geliyor. Bunun tek nedeni bir uçuşla oraya ulaşıyor olması. İzmir’in direk seferlerinin olmaması bu pastadan pay almasını engelliyor. İzmir’e gelmek isteyenlerin bir uçak daha değiştirmek zorunda kalması bu hasta açısından çok büyük zorluk oluyor. Buna bir örnek vermek gerekirse. Libya’da ayağı kırılan bir kişi tedavi için İzmir’e gelmek istese, önce bulunduğu yerden Libya’nın başkentine oradan İstanbul’a, oradan da İzmir’e uçmak zorunda. Ayağı kırık bir kişi siz olsanız bu kadar zorluğa katlanır mısınız… bu soru işareti. O nedenle biz burada her şey dahil sistemini devreye soktuk. Dedik ki hastaların yol paralarını ve konaklama giderlerini biz karşılayalım. İstanbul’da 10 bin dolara yapılan ameliyatı da burada 6 bin dolara yapalım ve Sağlık Turizmi pastasından bir dilim de biz alalım” dedik. Biz hasta yakınlarını burada beş yıldızlı otellerde ücretsiz konaklatıyoruz. Böyle olunca bizi tercih eden hastalar artmaya başladı. İzmir hem fiyat avantajını, hem de hizmet kalitesini ortaya koyduğu için tercih edilir oldu.

HASTANIN GÜVENİNİ KAZANMAK

-Turizmde her şey dahil sisteminin sakıncalarını gördük. Bu Sağlık Turizminde de olumsuzluklara neden olmaz mı?
KUBBA: Sağlıkta güven esastır. Size ve hekime güvenmesi lazım. Tesislerinize güvenmesi lazım. Esas olan iyi bir şekilde tedavi olup, kısa zamanda ülkesine dönmesidir. Bunu sağladığınız zaman hasta açısından sorun oluşturmuyor.
-Ameliyatların 10 bin dolardan 6 bin dolara çekilmesi “acaba neden ucuz” sorularını akla getirmez mi?
KUBBA: Fiyatlarımız kendi ülkesine yakın sağlık tesislerinden hizmet alacağı rakamlarla eşdeğer. Aynı operasyonların İstanbul’da 10 bin dolar yapılıyor olması İstanbul’un marka değerinden başka bir şey değil.

VİZEYİ KOYDULAR İZMİR’İ VURDULAR

-İzmir’e Yurtdışından daha fazla hastanın tedavi amacıyla gelmesini sağlamak için ilk etapta yapılması gereken nedir?
KUBBA: İstanbul’a gelen uçaklar artık hava meydanına direk inemiyor. İstanbul üzerinden iniş sırası için 5-10 dakika tur atmak zorunda kalıyor. Yani İstanbul’da hava trafiği de çok sıkıştı. İzmir’in İstanbul’dan sonra bir hap merkezi olması gerekiyor. THY Genel Müdürünün 2 ay önce 2016’da İzmir’in de bir hap merkezi olacağı beyanatı bize müjde oldu. Bir de vize olayı var tabi. Vize konulmayan yerlerden gelen hasta sayısı fazla. Libya’dan bize çok sayıda hasta geliyordu. 1,5 ay önce vize konuldu. Bu bizi çok etkiledi. Zira Libya savaş nedeniyle yaralılarını bize gönderiyordu. İzmir olarak biz onların bir bölümünü ilimize çekiyorduk. Maalesef vize uygulaması nedeniyle oradan hasta akışı kesildi. Kesilmesinin nedeni de Türkiye’nin Trablus’daki Büyükelçiliği kapalı. Kontrolu olan, daha önce ameliyat olmuş, tedavisini devam ettirmek zorunda olanlar maalesef şu an ülkemize gelemiyor. Türkiye’nin sadece mistrata denilen yerde küçük bir temsilcilikle vize işlemlerini yaptığını duyuyoruz. Onun önünde de metrelerce kuyruk oluştuğunu öğreniyoruz. Böyle olunca da Libya’nın doğu tarafındaki hastalar Mısır’a, batı tarafı da Tunus’a kayıyor. Bu Sağlık Turizmi için çok büyük bir kayıp. Vize uygulaması nedeniyle bu pazarı kaybetmiş durumdayız.

YILDA 150 MİLYAR DOLAR

-Bunu yetkililere anlattınız mı?
KUBBA: Libya Sağlık Turizmi için en iyi pazarlarımızdan biriydi. Bu konudaki endişelerimizi yetkililere bir rapor halinde sunduk. İnanıyorum ki, önümüzdeki günlerde bu sorun çözülür ve Türkiye sağlık turizminde önemli bir pazarı tekrar geri kazanır.
-Sağlık Bakanlığı 2019 planlarına göre, 2 milyon hastayı ülkemize getirmeyi ve bu sektörden 8 milyar dolarlık girdi sağlamayı öngörüyor. Sizin dernek olarak bir çalışmanız var mı? Ne kadar bir girdi sağlanır?
KUBBA: Türkiye’ye normal olarak 42 milyon turist geliyor. Bunlarda yaklaşık 41.5 milyar dolarlık bir gelir bırakıyor. Oysaki sağlık turizmi hastasının katma değeri yüksek. Ortalama diğer turistlere göre 10 kat daha fazla gelir bırakıyor. Dünyada 150 milyar dolarlık bir sağlık turizmi pastası var. Maalesef ki Türkiye bunun sadece 1.5 milyar dolarını alabiliyor.

İZMİR’DE SAĞLIK SERBEST BÖLGESİ

-Sayın Kubba, İzmir’de Sağlık Serbest Bölgesi Kuralım söylemleri var. Siz bu konuda ne diyorsunuz?
KUBBA: Serbest bölgelerde, yatırım vergi avantajları, muafiyetleri olabiliyor. Çalışanlar açısından vize kolaylıkları olabiliyor. Dünya’daki Sağlık Serbest Bölgelerini analiz edince, bizim en yakınımızdaki yer Dubai’dir. Orda sağlık serbest bölgesi kuruldu. Maalesef şu an bir iki tane sağlık tesisi işliyor. Ama diğer bütün alanlar yapılmasına rağmen işletilme sürecindeki sıkıntılar nedeniyle faaliyette değil. Sebebi ise altyapı tamam ama insan gücü düşünülmemiş. O nedenle o tesisler çalışmıyor. Siz dünyanın en iyi tesisini yapın ama onu çalışmasını sağlayacak hekim kadrosunu oluşturmamışsanız orası altından olsa bir şey fark etmez.
-İzmir İnciraltı’nda Sağlık Serbest bölgesi kurulsun diye konuşuluyor. Siz “Dubai kurdu çalıştıramıyor” dediniz. İzmir’de kurulması avantaj mı sağlar dezavantaj mı sağlar?

BÜYÜK İSRAF OLUR

KUBBA: Biz İzmir’de Sağlık Serbest Bölgesi Planlaması’nın iyi yapılmadığı takdirde, israf olacağını düşünüyoruz. Bu kanımız da Dubai’deki Sağlık serbest Bölgesinin bir hayalet bölge gibi duruyor olmasından. Dubai’de devasa bir şehir kurmuşlar ama iki tane hastane çalışıyor. Şimdi dışarıdan yatırımcı çekmek için didiniyorlar. Siz iyi hekim getirmezseniz, o hekimler orada insanlara iyi hizmet etmez ise o serbest bölgenin bir anlamı yok. Sağlık spesifik bir konu ve nitelikle insan gücüne ihtiyacımız var. Sağlık işletmeleri dünyanın en zor işletmeleridir. 40 çeşit girdisi olan tek çeşit çıktısı olan başka bir iş yoktur. 7/24 vefakar ve cefakar bir çalışması ister. Yaptığınız bütün doğrular bir yanlışla yok olup gidiyor. Dolayısıyla İzmir’de sağlık serbest bölgesini nin altyapısı iyi kurgulanmadan böyle bir şeye girmek ülkemizin kaynakları bakımından fizıbıl değil. Bu işler, iyi hekim, iyi sağlık tesisleri, iyi işletmecilik gerektiriyor.
-Bizde hekim mi yok?
KUBBA: Bizde iyi hekim var ama, yeterli hekim yok. Hekim olmadığı için bazı bölgelerde mecburi hizmet konuluyor hala. Koca Türkiye’de 200-300 hekim olan branşlar var. Mesela endokrin alanında Türkiye’deki hekim sayısı 500’ü geçmez. Hal böyle olunca, yetişmiş insan gücünün az olduğu bölgelerde siz bu tesisleri yapar iseniz, buralarda işletmecilik çok mümkün olmaz.

HEKİM HASTASINA GÜVEN VERMELİ

-Kaliteli, yetişmiş hekim sayısını artırmak için ne yapılması gerekiyor?
KUBBA: Devletimiz hekim sayısının artması için tedbirler alıyor. Ama bu tedbirler hala ülkemizin hekim açığını kapatmaya yetmiyor. Bir bakıyorsunuz bir alanda fazlalık, diğer alanda bir sürü boşluk var. İşte o planlamalar daha iyi yapılması gerekiyor. Liselerde tercihler yapılırken, aile baskısı çok öne çıkıyor. Bazıları hekim olmuş ama ruhları başka bir dünyada. Hasta ile hekim arasındaki iletişim çok önemli. Hastasını iyi anlayacak, ona güven telkin edecek, motive edecek sanatçı doktora ihtiyaç var. Hasta doktoruyla iyi iletişim kuramamışsa, onun mesleki deneyimi, yetenekleri bir tarafa bırakılıyor. Bu ülkenin en zeki insanları hekim olabiliyor. Üniversite sınavlarında en yüksek puanları alanlar hekim olabiliyor. Ama hekim olduklarında mesleklerini yaparken bazen yeterince motive olamıyorlar. Duygusal zeka durumunu iyi ayarlanamadığı zamanlarda insanlarımız hekimleri yanlış değerlendirebiliyor. 7/24 telefonu kapanmayan aklı hep hastasında olan hekimlerin daha iyi anlaşılabildiği bir sağlık sisteminin de kurgulanması gerekiyor. Amerika’daki hekimlere baktığımızda ülkemizin hekimlerinin çalışma şartları ve ekonomilerin çok geriden gittiğini görebiliyoruz.