Sağlık Turizminin Gelişimi

Sağlık için göç ve arayışlar çok uzun yıllar önce başlamıştır. Her ülkenin kendi kültürü, sağlık sorunları ve tedavi arayışları farklı şekillerde olmuştur. Eski çağlarda insanlar “ insanın canı acıyan yerde atar” atasözünden yola çıkarak olsa gerek kendi yöntemlerince tedavi şekilleri bulmaya çalışmışlardır. Kanayan yaraya tuz basma, ateşli hastayı soğuk suya sokma gibi. Ancak yapılan araştırmalar incelendiği zaman, en çok da şifalı su ve toprakta şifanın arandığı görülmektedir. Dokunarak tedavi ve doğal ilaçlarda bunları takip etmektedir.

Antik Çağlar ve İlk Çağlar
Antik uygarlıklarla ilgili yapılan çalışmalara bakıldığı zaman, din ve sağlık hizmetleri arasında çok güçlü bir bağ olduğu görülmektedir. İnsanların daha çok şifalı sular içme, çamur banyoları inşa etme gibi davranışları görülmektedir. İlk kez, Eski Yunanlılar, ülkeler arası sağlık turizmi ağını oluşturmuşlardır. İnanışlarına göre “Sağlık Tanrısı” olarak tanıdıkları “Asclepius” adına Asclepia tepesinde büyük bir sağlık merkezi kurmuşlardır. Tüm dünyadan insanlar bu tepeye hastalıklarını tedavi ettirmek amacıyla seyahat etmişlerdir. Yaklaşık olarak M.Ö. 300 yılına kadar sağlık turizminde Eski Antik Yunanların söz sahipliği sürmüştür. (1 Sağlık turizmi için seyahatlerde böylece başlamıştır.

Yazının icadıyla ve küçük ilerlemelerle bazı medeniyetler ön plana çıkmış ve gelişmeye başlamıştır. Yunan medeniyetinden etkilenen Mısırlılar da Nil kıyısında deltalar kurmuş ve tıbbi yöntemlerle tedavi yapmaya başlamıştır.

Çinliler ise imparatorluklarından kalan yazılarda daha çok bitkilerden ilaç yapmayı ve tedavilerde bunları kullanmayı öğrenmişlerdir. (2)

Hint tarihindeki yazılarda ise tıbbında ise din ve tıbbi terimlerin anlatıldığı görülmektedir. İlaç reçeteleri ve cerrahi girişimler anlaşılmaktadır. Günümüzde de alternatif tıp ta kendini gösteren Hindistan, eski çağlarda uygulamış olduğu yoga ile de başka ülkelerden tedavi için gelenlere alternatif bir yol oluşturmuştur.

Roma imparatorluğu döneminde ise çok fazla tıbbi kitaplar, tıp eserleri ve iyi hekimler olmasına rağmen, tedavi adına yeni şeylerin katılmadığını düşünen dönemin zenginleri, daha iyi doktorları bulmak için seyahat etmeye başlamışlardır. Romalıların sürekli fetih için seyahatlerde olması, yaralı ve hastalanan askerlere tedavi amacıyla en çok ordu doktorlarına önem verilmiştir. Böylelikle askerlerin tedavisi için yollarda belli güzergahlara sağlık kurumları kurulmuştur. Bu sağlık kurumlarına zamanla başka ülkeden de askerler gelmeye başlamıştır ve sağlık turizmi hareketliliği ortaya çıkmıştır.

Yapılan kazılarda ve araştırmalarda, din için inşa edilen tapınakların bir kısmının da tedavi için ayrıldığı ve burada ki insanların temiz tutulup meyvelerle beslendiği, hekimlerin ve hamamların olduğu, masajla tedavilerin yapıldığı gözlemlenmektedir.

Orta Asya Türkleri ise İslamiyetten önceki yıllarda tamamen farklı bir yol izlemişlerdir. Dini inanışlarıyla birlikte tedaviyi benimseyen toplulukta iki yöntem göze çarpmaktadır. Bunlardan birincisi dinsel ve büyüsel tedavilerle yapılan iyileştirme yöntemleri, diğerleri ise ilaç ya da başka maddelerle tedavi edilen iyileştirici yöntemler olarak görülmektedir.

Bu bilgilerden yola çıkıldığı zaman, aslında sağlık turizminin insanlığın var olduğundan bu yana işleyen bir süreç olduğu görülmektedir.