Dünyanın en güzel manzaralarından biri Altın Boynuza bakarken günün yorgunluğunu atmak için otel odasında çayımızı içip eğitim ve tüm gün konuşma yorgunluğunu atlatmak için plan yaparken. Haberlerde sefer görev emri için Cumhurbaşkanımızın çağrı ve uyarısını okudum….

Görevi ihracat olan işimizi bir vatani görev mantığına getirip kendimizi kandırmak ve motive etmenin hiç zamanı olmayan günlerde şunu düşündüm… Beni almayacak beni çağırmayacak peki ben göreve nasıl gideceğim.

Bana düşen görev nedir.

Cumhurbaşkanımızın konuşmasını dinlemeye başladım.

Ey Türk milleti bugün Afrin Harekatı ve Zeytin Dalı Operasyonun da yeni bir döneme giriyoruz. Bugün tüm dünyaya karşı yeni bir savaşa giriyoruz. Topyekun bir savaşa giriyoruz. Bu savaş cehaletle, orta gelir tuzağı ile ekonomik kalkınma ile ilgilidir. Bu savaş gelecek bin yılın ülkesi olması mücadelesidir. Bu savaş bizim yeni bir anlayış ve başarı odaklı kalite odaklı teknoloji bilgi odaklı bir gelecek içindir. Yarın bu ülkede yeni bir güne uyanacağınız.

Ben bu ülkenin cumhurbaşkanı olarak yarın yeni bir anlayışla uyanmak ve bu savaşla dünyaya barış getirmek ve geleceği inşa etmek için Türkiye imzasını atmak için mücadele savaşıdır. Uyandığım Türkiye, yerli malı kullanmaya teşviğin, yerli ve milli olmanın özendirildiği. Liyakat ve sadakatin ödüllendirildiği, marifet ve nezaketin alkışlandığı kişi ve kurumların başarıya odaklandığı gelişim ve matematiğin ana hatları ile müsbet bilim ve etik ticaret siyaset ve hayatın özendirildiği bir hayat olacak…

Bunun için bir savaş ilan ediyorum… Kalkın kalk

Bu sırada uyandım Hanım kalk diyormuş yatağa geç… Üşütücen bi tarafın açık kalmış…

Uyandım… Hala savaşın cehalet ile olduğunu anlayamayan, bir birimizi döven bir birimizi kıran mantıksızlıkla olduğu bir ülkeye, mantıksızlığın ve yalanın ödüllendirildiği. Tüm cephelerde yalnız ve yorgun bir duygu ile savaşan bir ülkeye uyandım…