Türkiye’nin önemli bir tarım ülkesi olduğunu hepimiz iyi biliyoruz. 

Tarımın Türkiye ekonomisindeki yeri (GSMH) Cumhuriyetin ilk yıllarından 1920-1960’lara kadar %40-45’lerde iken son yıllarda (GSMH) daki yeri % 11-14 lere kadar düşmüştür bunda sanayileşmenin yanında tarım nüfusun kırsaldan kente kaymasının da yeri vardır.  1980 sonrası Türk Tarımının rotayı biraz değiştirdiğini İşlenmiş tarım ürünleri işlenmiş tavuk süt ürünleri yaş meyve sebze  kesme çiçek ihracatının ön plana çıktığını görüyoruz.

2017 sonu itibariyle tohum ticaretinde ihracatın ithalatı karşılama oranı %73’e çıktı. Fidanları , süs bitkilerini ilave ettiğimizde bu oran %90’ın üzerine çıkmıştır.

80 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. Türkiye Tohumcular Birliği Başkanımız Kamil Yılmaz ; “Hedeflerinin küresel tohum ticaretinde dünyada ilk 5 ülke arasına girmek olduğunu” vurguladı.

Böyle devam edersek bu hedef hayal olarak kalmayacak.

Bunun ardında daha fazla eğitim daha fazla teşvik en önemlisi istek yatıyor.

Sebze, tahıllar ve meyvelerde önemli üretici konumundayız. 1980’li yıllarda 3 olan yerli firma sayımızı bugün itibariyle 832’ye yükseltmeye başardıysak neden lider olmayı hedeflemeyelim ki

Ülkemizde ekilen tarım alanları ürün gruplarına göre ya aynı kalıyor ya da azalıyor. Bu durumda üretim artışları sertifikalı tohum üretimi ve kullanımının arttırılması ve modern yetiştirme tekniklerinin kullanılmasıyla artıyor.

Kendi ürünlerimizi tüketelim istiyorum..

Yıllar itibariyle para kazanan üreticimiz ürünlerin üretiminde talebi karşılayıp piyasalar yeniden denklik kazansın. Yine bize öğretildiği gibi kendi kendimize yeten ülke olarak övünelim hatta üretim fazlamız için de ihracat geleceğimizdir diyebilelim.

YAZAR: BETÜL EYUBOĞLU