Özal Dönemi

Özal döneminde uygulanan ekonomi politikalarının ana teması, serbest piyasa ekonomisi, devletin ekonomideki payının azaltılması ve fiyat mekanizmasının klasik dengeleyici rolünün işlerlik kazandırılmasıdır. 1980 öncesi dönemin temel ekonomi politikası, “ithal ikameci sanayileşme (kalkınma)” politikası iken, 1980 sonrası döneminin ekonomi politikası ise “ihracata dayalı sanayileşme (kalkınma)” politikasıdır. 1980 öncesi daha çok korumacılığa ve yerli üretimin ithal ürünlerinin yerine ikamesinin sağlanması hedeflenirken, 1980 sonrasında liberal politikalarla rekabete açık bir ekonomik yapıyla etkinlik ve verimlilik artışı ve teşviklerle dış ticaretin artırılması ve kalkınmanın sağlanması hedeflenmiştir.

24 Ocak 1980 tarihinde uygulamaya konulan ekonomik istikrar programı ile getirilen tedbirler, verimliliğin arttırılması, kaynak dağılımının iyileştirilmesi ve dolayısı ile, sürekli bir ekonomik büyümenin sağlanabilmesi amacı ile ekonomik politikanın yoğun hükümet düzenleme ve kontrolünden ziyade daha etkin piyasa güçlerine, dış rekabete ve dış yatırımlara ağırlık verecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymuş, bu durum ise kendi kendine yeterlilik düzeyine erişmek için koruma duvarlarının arkasında yerel endüstrilerin hızla gelişmesini öngören geçmiş ekonomik politikalardan kesin bir dönüş olmuştur.

Kısa dönemde ekonomiyi içerisinde bulunduğu darboğazdan çıkarmayı, orta dönemde ise mal ve hizmet ihracatını geliştirmek ve özel yabancı sermaye akışını canlandırmak suretiyle ekonomideki yapısal zayıflığı gidermeyi amaçlayan bu istikrar programının kapsamında olan ana hususlar şunlardır:

  • İç pazara dönük ithal ikamesi modeli yerine ihracata yönelik sanayileşme modelinin benimsenmesi,
  • Aşırı değerlenmiş döviz kuru yerine gerçekçi kur politikasının benimsenmesi ve bunu sağlamak için radikal devalüasyonlardan kaçınılması,
  • Faiz hadlerinin devletin değil, piyasada ki fon arz ve talebinin belirlemesi,
  • Yüksek faizin yanı sıra sınırlı para-kredi politikasının da iç talebi, dolayısıyla enflasyonu denetleyici bir araç olarak kullanılması,
  • Fiyat denetimlerinin mümkün mertebe kaldırılması ve fiyatların arz-talebe göre piyasada belirlenmesinin sağlanması,
  • Kamu kesimince üretilen temel mallarda sübvansiyonların kaldırılması ya da azaltılması, böylece bu mallarda hatırı sayılır zamların çekinmeden yapılması,
  • KİT reformu yapılarak bu kuruluşların karsız istihdam depoları olmaktan kurtarılması,
  • Bir yandan kamu harcamaları kısılırken, diğer yandan kapsamlı bir vergi reformuyla bütçe denkliğinin sağlanması,
  • Yabancı sermayeyi özendirmek için yeni önlemler alınması, bu arada devlet tekelindeki kimi üretim alanlarının da yerli ve yabancı özel sermayeye açılması.

24 Ocak Kararları’nın en önemli etkisi dış ticarette görülmüştür. Döviz değerlerinin her gün belirlenmesi, TL’nin yabancı paralar karşısında sürekli değer yitirmesi, ülke içerisinde üretilen mallara yönelik dış talebi arttırmıştır.

Dış ekonomik ilişkiler bakımından ithalatta liberalizasyon, ihracatta teşvikler ve döviz kurunda esnek kur sistemi uygulanırken, ithalatta miktar kontrolleri bu dönem içinde büyük ölçüde kaldırılmış; gümrük tarifeleri indirilmiştir. Bu dönemde ayrıca döviz kontrolleri hafifletilmiş olup bankaların ve firmaların yurt dışında döviz tutmalarına, dış borçlanmalarına izin verilmesi ve bireylerin yurt içinde döviz tutma ve döviz tevdiat hesabı açmalarına izin verilmiştir.                                                                                                                         

1981-82 ve bunu izleyen 1983-87 arası dönemin toplumsal bölüşüm ilişkileri açısından temel özelliği ücretlerin düşürülmesi yoluyla yurt içi talebin daraltılarak, yurt dışı pazarlarına ihraç edebilecek bir artığın yaratılması olmuştur.

Özal dönemi, Türkiye’nin ekonomik politikalarında köklü bir değişim ve dönüşüm sürecini işaret eder. Bu dönemdeki ekonomi politikaları, serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi ve dışa açıklık politikasının benimsenmesiyle karakterizedir. Ancak, bu politikaların sosyal ve ekonomik sonuçları karmaşıktır.

İhracata dayalı sanayileşme modelinin benimsenmesi, Türkiye’nin uluslararası ticarette daha rekabetçi hale gelmesini sağlamış ve ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Ancak, bu politikaların etkisi sadece ekonomik alanda değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel düzeyde de hissedilmiştir. Özellikle, sanayileşme sürecinde kırsal alanlardan şehirlere göçün artması, kentleşme ve modernleşme süreçlerini hızlandırmıştır.

Bununla birlikte, Özal dönemindeki ekonomik politikaların getirdiği liberalizasyon ve serbest piyasa koşulları, bazı kesimler için olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Özellikle, küçük işletmeler ve yerel üreticiler, rekabetçi uluslararası piyasa koşullarına ayak uydurmakta zorlanmış ve bazıları iflas etmiştir. Aynı şekilde, sosyal güvenlik ve iş güvenliği gibi konularda da belirsizlikler yaşanmış ve işçi haklarına yönelik baskılar artmıştır.

Özal döneminin ekonomik politikalarının bir sonucu olarak, gelir dağılımındaki adaletsizlikler artmış ve yoksullukla mücadelede zorluklar yaşanmıştır. Özellikle, kentsel alanlarda yaşayan yoksul kesimlerin yaşam koşulları kötüleşmiş ve sosyal huzursuzluklar artmıştır.

Sonuç olarak, Özal dönemi Türkiye’nin ekonomik yapısında önemli değişikliklere yol açmıştır. Ancak, bu dönemin ekonomik politikalarının sosyal ve ekonomik sonuçları karmaşıktır ve tartışmalıdır. Bu nedenle, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasını desteklemek için dengeli ve kapsayıcı bir ekonomi politikası izlenmesi gerekmektedir. Bu politikaların, ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerini desteklerken, aynı zamanda sosyal adaleti ve toplumsal refahı da gözetmesi önemlidir.

Özal Dönemi

#özaldönemi #ihracat #teşvik #dışticaret



Bir yanıt yazın